On dokuzuncu yüzyıl sonu, yirminci yüzyıl başı ‘yenilikçi’ edebiyatımız Boğaziçi’ne bir ‘ayrılık yurdu’ gibi eğilir, Eylül’de artık kırlangıçlar da gider…Mehmed …

On dokuzuncu yüzyıl sonu, yirminci yüzyıl başı ‘yenilikçi’ edebiyatımız Boğaziçi’ne bir ‘ayrılık yurdu’ gibi eğilir, Eylül’de artık kırlangıçlar da gider…Mehmed Rauf hüzünle söyler: “İşte yapraklar ölüyor… Rüzgar insafsız, yağmur inatçı, her şey çürüyor, oh!.. Her şey çürüyor!..” Bu söylem yalnızca sonbahar için değildir. Roman boyunca, hayatlar büsbütün yalnızlaşmakta, büsbütün kararmaktadır…Bütün o zamanlarda Boğaziçi -ve belki imparatorluk, ülke- kendi yıkılışına hazırlanır gibidir. Kanlıca kıyısında, çıkıntıdaki yalı bir türbeyle bitişiktir; Abd...
(yazının devamı için aşağıya tıklayın)


Kaynak: http://www.zaman.com.tr/selim-ileri/bogazici-bir-zamanlar_2266791.html
Zaman » Selim İleri "Boğaziçi bir zamanlar…" Köşe Yazısı

Zaman - Selim İleri Son Köşe Yazıları