Sükût-ses arasında sıkışan bir devran… Dilin, kelimenin cazibesine kapılıp kaldığı, kalbinse sus işaretinin güzelliğine râm olmak muradıyla yandığı… Hep’in hiçle, …

Sükût-ses arasında sıkışan bir devran… Dilin, kelimenin cazibesine kapılıp kaldığı, kalbinse sus işaretinin güzelliğine râm olmak muradıyla yandığı… Hep’in hiçle, sözün sükûtla savaşı; itidalin başını rüzgâra kaptırışı…

İnsan hatadan mürekkep… Yanılıyor, yeniliyor, bir yaşanmışlığın hülasasında yanıyor… Nedense en çok, keşkelerden ibaret âh kırıntılarını doldururken heybesine, yaşananların uzun vadede karşısına çıkaracağı lütfu tefekkürden aciz kalıyor.

İnsan, acının gürültülü isyanını seyre dalıyor…

 

“Edebi” buyrulmuş, “edepsizden öğrendim.” ...
(yazının devamı için aşağıya tıklayın)


Kaynak: http://www.milatgazetesi.com/EDEPSIZDEN-OGRENDIGIMIZ/66061
Milat » Nuray Alper "Edepsizden Öğrendiğimiz…" Köşe Yazısı

Milat - Nuray Alper Son Köşe Yazıları