“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol, “Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!” Mehmed Âkif, en zor zamanlarımızda bu …

“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol,

“Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!”

Mehmed Âkif, en zor zamanlarımızda bu haykırışıyla ümmete “hikmet”in yolunu gösteriyordu. Zira “farkındalık” bununla kaim: Hikmet olmadan tefekküre, tefekkürsüz tevekküle ulaşılmaz!

Osmanlı insanı “hikmet”i es geçmeyen bir “tevekkül” (Allah’a dayanmak, Allah’a güvenmek, her işte Onu vekil etmek) insanıydı…

Elinden geleni yapar, sonrasında “tevekkül” ederdi…

O kadar ki, “Tevekkeltü alellah” cümlesini levhalara yazmış, duvarına asmış, bir anlamda sırtını Allah’a dayamıştı…


Kaynak: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/yavuz-bahadiroglu/tefekkur-ve-tevekkul-ekseni-29612.html
Yeni Akit » Yavuz Bahadıroğlu "Tefekkür ve tevekkül ekseni" Köşe Yazısı

Yeni Akit - Yavuz Bahadıroğlu Son Köşe Yazıları