Hidayetten, Furkan’dan/Fıkıhtan mahrum akıl, vahyin nurundan aydınlanmadığı için tefekkürde şaşırır, debelenir durur. Hem sapar, hem de saptırır… Bu nimetlerle aydınlanan, …

Hidayetten, Furkan’dan/Fıkıhtan mahrum akıl, vahyin nurundan aydınlanmadığı için tefekkürde şaşırır, debelenir durur. Hem sapar, hem de saptırır… Bu nimetlerle aydınlanan, tefekkür, tezekkürle beslenen mümin ise “arif” olur. Birincisi filozoftur. İkincisi de ariftir. Arif, tefekkürle beslenirken tevhit sınırlarını aşmamaya özen gösterir. Allah-u Teala’nın Zatını tefekkürde duracak, bir adım atmayacak. “O’nun benzeri/misli yoktur” (Şûra/11). Ayetini okuyacak. Tevhidin öteki yönleri, anlamları üzerinde yoğunlaşacaktır. İdrakten/anlamaktan aciz olduğunu anlayacak ki anlamış ola…

*Vahye dayanmayan/aykırı akli, he


Kaynak: https://www.milligazete.com.tr/makale/3042090/bahaddin-elci/insan-2
Milli Gazete » Bahaddin Elçi "İnsan -2-" Köşe Yazısı

Milli Gazete - Bahaddin Elçi Son Köşe Yazıları